Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: Avrupa emperyalizmi çok büyük maliyetler ödetti

Kalın, Hitit Üniversitesince Ethem Erkoç Konferans Salonu’nda düzenlenen “Vahşi, çağdaş, medeni: Çağın anlamı üstüne göz önünde bulundurmak” konulu söyleşide, modernitenin hür birey ile mantıklı toplum yapı etmeyi hedeflediğini, özgür bireyin ise anlamdan, erdemden uzaktan olduğunu söyledi.

Modernitenin serbest bireyin zorbalık yapmaksızın karşısında tarafı ikna ederek, belli konularda mutabık kalarak sorunlarını çözeceği, özgürleşip üzerindeki vesayet yapılarından kurtularak üretken, bereketli bir sosyoekonomik yapı kurup dünyaya barıştırma ve huzur getirmeyi vadettiğini anlatan Kalın, şöyle devam etti:

“Gerçekliğin bundan çok farklı olduğunu gördük. Zamanla aydınlanmanın o yüksek ideallerinden uzaklaşmış bir dünya çıktı karşımıza. Avrupa emperyalizmi, Avrupa merkezcilik ve aynı zamanda gelen yıkım, son 200 yıldır dünyamıza çok büyük maliyetler ödetti. İki dünya savaşı, insanlık tarihinin gördüğü en kanlı savaşlar oldu. Etkilerini bugün hala gördüğümüz iki dünya savaşı. Burada kullanılan teknolojileri hafife almamak gerekli. Bugün dünyamızda aleyhinde karşıya kaldığımız salgınlar, biyolojik savaşların, kimyasal silahların, kitle tahrip silahlarının temelleri maalesef bu dünya savaşlarında atıldı. Savaş ekonomisi dediğimiz dehşet bir ekonomi ortaya çıktı. Bugün bir takım biyologlar dünyadaki bu tür büyük salgınların, en son Kovid-19’u yaşadık, bundan sonradan artarak devam edeceği öngörüsünde bulunuyor. Bunun da esas sebebi dünyanın giderek daha toksik, daha radyoaktif hale gelmesi. İcat ettiğimiz, kullandığımız teknolojilerle, radyoaktif dalgalarla, atıklarla dünyanın dengesi pek çok bozuldu oysa artık bundan daha sonra bu tür salgınlar çok daha büyük ve köklü şekilde insanlığın başına musallat olmaya devam edecek.”

– “Özünüzü gür yapan, yani cevherinizi güçlendiren şeyi yapabildiğiniz oranda özgürsünüz”

‘Çağdaş, modern, ilerleyen dünya’ diye takdim edilen dünyanın karanlık bir tarihinin olduğunu vurgulayan Kalın, üzerindeki her tür vesayetten kurtulmuş bir bağımsızlık bireyin ortaya çıkıp çıkmadığının, çıktıysa kurduğu rasyonel toplumun gerçekten tarihte hayata geçip geçmediğinin sorgulanması gerektiğini söyledi.

Batılı düşünürlerin, ‘bireyin özgürleşmesi’ derken insanın yeryüzündeki serüvenine güzergah kazandırmış tarih, din, gelenek, aile gibi yapıları ortadan kaldırmayı savunduğunu belirten Kalın, şunları açıklama etti:

“Bunun yerine adamakıllı zihinsel olarak ilkelere dayalı, bireyin kendi hür zihinsel olarak melekelerini ortaya koyduğu yapıların yönlendirdiği bir insan anlayışından bahsediyorlardı. Batılı düşünürlere tarafından özgürleşmek çağırmak bir anlamda tarihin, geleneğin, dinin, metafiziğin yükünden kurtulmak anlamına geliyordu. Özgürlük elde etmek çağırmak, her cins sınırlardan kurtulmak ve insanın aklına ya da nefsine hoş gelen her şeyi istediği gibi yapabilmesi aramak değildir. Belirli bir istikamete içten giderken siz aklınızı ve erdeminizi, ahlakınızı kullandığınız ölçüde özgürleşebilirsiniz. O yüzden Türkçe’de özgürlük kelimesi ‘özü gür’ olmakla türetilmiştir. Özgürlük almak, insanın özünün gür olması demektir. Özünüzü gür yapan, yani sizin aslınızı, cevherinizi güçlendiren şeyi yapabildiğiniz oranda özgürsünüz. Aklınıza gelen her şeyi gerçekleştirmek aramak, özgürlük çağrıda bulunmak değildir. Bu oysa insanın özgürlüğünü hoyratça kullanması ve tüketmesi anlamına gelir. Serbest olmak seslenmek bununla beraber vazgeçmek çağırmak. Yaptığınız seçim çerçevesinde bir hedefe odaklanmak ve kesin şeylerden de vazgeçmek anlamına geliyor. Çünkü serbest insanın aklı ve iradesiyle kendini gerçekleştirme eylemidir.”

Kalın, modernitenin öne sürdüğü özgürlük-manâ ikileminin aksine insanın anlamı, erdemi ortadan kaldırmadan özgür olabileceğini vurguladı.

Modernitenin insana özgür, seçme hakkı verdiğini ancak olası bir manâ krizinde sorumluluğu kişiye bıraktığını dile getiren Kalın, “Modernitede kişinin tercihlerinden sonradan hayatında kasıt krizi, tatminsizlik, hiçlik duygusu varsa, fakirlik hayatını tanımlayan ana kavram haline geldiyse, bunun sorumluluğunu kişiye bırakıyor. Dolayısıyla modern düşüncede özgürlükle anlam aralarında ters ilişki ortaya çıkıyor. Hür olacaksanız anlamdan, manalı bir yaşam yaşamak istiyorsanız özgürlüklerinizden vazgeçiyorsunuz. Bunun bir sahte ikilem olduğunu söylememin sebebi şu; aslında bizim geleneğimiz özgürlüklerimizden vazgeçmeden anlamlı bir hayat yaşamanın muhtemel olduğunu söylüyor. Benzer anda ayrıca manalı hem de özgür bir hayat yaşayabiliriz. Bilim devriminden itibaren evrenin zati bir anlamının bulunmadığı, anlamı insan zihninin üretip ona atfettiği bir çerçeve olduğu fikri var. Aleme baktığım vakit kendi zatında manalı olan bir şey değil fakat benim zihnimin anlamlandırdığı bir yapıyı görüyorum. Dolayısıyla amaç modernitenin tanımladığı özgür bireyin inşa ettiği bir şey haline geliyor. Bu da sorgulanması gereken önemli iddialardan biri. Bazı sorular soru olarak önemlidir. Dürüst soruları sormak, tefekkür yolculuğunun en kayda değer adımıdır. Benim cevaplarım sizi memnuniyet ederse ne güzel lakin kendi cevaplarınızı bulmak için uğraşın.” dedi.

Kalın, söyleşinin konu başlıklarından “çağdaş edinmek” ile ilgili de “Çağdaş almak, ille de dünyanın sanayileşmiş zengin toplumlarında karşımıza meydana çıkan bir davranış olmayabilir. Ara Sıra Wall Street’te verilen bir karar dünyanın en barbar kararı olabilir. Milyonlarca insanın hayatını ilk elden etkileyen, zengini daha fazla varlıklı, fakiri daha çok fakirleştiren bir karara dönüşebilir. Yoksa Afrika’nın bir köyünde, Anadolu’nun bir mezrasında Asya’nın bir yaylasında basmakalıp bir köylünün tabiatla, çevreyle, öteki insanlarla kurduğu ilişki o anın en medeni, en akılcı, en faziletli davranışı olabilir. O yüzden bunu somut, maddi, kalkınmışlık, gelişmişlik seviyelerinden egemen ve bunların ötesinde düşündüğümüzde uygarlık de bir duruşu, bir tutumu, bir tarzı açıklama eder. Bu bireyden topluma, kendi kişisel serüvenimizden, sahip olduğumuz toplumsal, siyasal rollere kadar her alanda karşımıza meydana çıkan bir imtihandır, sınamadır, meydan okumadır. Umarım hepimiz bu sınavda başarılı oluruz.” ifadelerini kullandı.

“UNVANLAR ARIZLARDIR. ASIL OLAN CEVHERDİR, İNSANIN ÖZÜDÜR”

Kalın, söyleşinin soru cevap bölümünde ise kendi unvanlarını kullanmamayı seçim ettiğini, unvanların idari anlamlar içerdiğini düşündüğünü dile getirdi.

Unvanların gelip geçici olduğunu söyleyen Kalın, şunları kaydetti:

“Unvanlar arızlardır. Asıl olan cevherdir, insanın özüdür. Ara Sıra bu unvanlar insanın asli kimliğini perdeler. O perdelerin arkasına saklanmak yerine insanın kendi özünü gerçekleştirmek için gayret içinde olması gerekir. Fikrin gücü ikna kabiliyetindedir. Unvanlar üzerinden ‘ben falancayım’ diye statü dayatırsanız, orada bir us zenginliği olmaz. O yüzden ben bu unvanları kullanmamayı tercih ediyorum. Buraya da yazmışsınız, sağ olun ama lüzumsuz uzamış. Ana olan bizim kim olduğumuz. Ben bazen bir akademizm tehlikesi görüyorum, unvan kullanarak fikrini kabul ettirme çabası. Hayır, hepimiz öğreniyoruz. Haftada bir gün ders veriyorum. Ders vermemin en önemli sebebi, talebe olmaktan sözünden dönmek istemeyişim. ‘Ben prof oldum, ben oldum artık. Benim öğrenecek yeni bir şeyim kalmadı’… Sokrates haklı. Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir. İnsan yaşı ilerledikçe daha fazla anlıyor bu sözü.”

Kalın, yoğun iş temposu içinde karoser ve akıl sağlığını, motivasyonunu nasıl koruduğu yönündeki soruya şöyle yanıt verdi:

“Her güne ‘Bugün daha iyisini yapabilirim’ diye başlıyorum. Bu benim kendime tavsiyem. Diyelim ki çok önemli bir ziyaret gerçekleştirdik, bir diplomatik krizi çözdük ya da ülkemiz için şunu gerçekleştirdik, ‘Oh işlenmiş bitti’ demiyoruz katiyen. ‘Bugün daha iyisini yapabiliriz’ diyorum. Çünkü insan kendi başarısını sömürmemeli, istismar etmemeli. Tam aksine, ‘Daha fazlasını yaparım’ diyerek yoluna devam etmeli. İnsanı motive edecek şey bu. Başkalarının yaptıkları üzerinden motive olabilirsiniz muhakkak fakat oraya lezzetli karışabilir. ‘Rekabet, kıskançlık, ben ondan daha artı yaptım’. Onun yerine siz kendi yolunuzda yürüyün, kendinizle yarışın. O zaman kimseyle tartışma etmeden yolunuza devam edersiniz. Klişe bir söz lakin en iyi film demin çekilmedi, en iyi beste henüz yapılmadı. Bu motivasyon olmalı.”

Kalın, sonradan Çorum Belediyesince yapı edilen Çorumlu Obası Gençlik Kampı’nda gençlerle akşam yemeği yedi.

Söyleşiye Vali Mustafa Çiftlik Sahibi, AK Parti Çorum Milletvekili Erol Kavuncu, Çorum Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın ve Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk de katıldı.

Yorum yapın

SMM Panel PDF Kitap indir