Koruyucu aptallık

author

BÜLENT SANATÇI

bulusta@gmail.com

2021.11.17 04:00

Sokakta samuray kılıcıyla ceza işleme, sokak hayvanlarının içtikleri suya çamaşır suyu dökme ve daha öyle çok zorlama batmış hadise gittikçe normalleşirken, ekonominin gidişatı ve siyasi skandallar da bundan böyle klasik bir ülkü gelmiş durumda. Bir biçimde olup bitenleri görmezden gelme, çoğunluğun tercih ettiği bir şart gibi gözüküyor. Görmezden gelme ile bilmeme durumu, mesuliyet ile masumiyet arasındaki farkla açıklanabilir. Görmezden gelme sorumluluktan kaçış, bilmeme ya da inkâr ise masumiyeti muhafaza çabası… İktidardakilerin ekonomiden adalete yaşanan olumsuzlukların sorumluluğunu almama yönündeki tutumu, daha fazla inkâra dayalı bir günahsız gözükme çabası.

Örneğin iklim krizi; bir sel baskını ya da ortalığı kasıp kavuran bir orman yangını esnasında kısa bir vakit gündemimizde yer alabiliyor, fakat daha sonra yeniden görmezden geldiğimiz, sorumluluğu başkalarına, örneğin devletlere ya da kurumlara attığımız bir soruna dönüşüyor kısa sürede. Aynı bir tutumu kendi özel hayatımızda da gözlemleyebiliriz. Mesela öfkesini teftiş edemeyen çocukları olan aileler… Ebeveynler, tüm dikkatlerini çocuklarına verip sorunun kökenini incelemek yerine, farklı alanlara yönlendirilmiş taktiklerle sorunu geçiştirmeyi seçim edebiliyorlar, ta ki okuldan bir uyarı gelene değin. Samuray kılıcıyla suç oluşturan işleyen kişinin ailesi de bu yüzden suçlanmamış mıydı? veya öyle fazla bayan cinayetinin ardında, ailelerin ve yasa uygulayıcılarının görmezden gelme tutumu değil mu? Bu görmezden gelme, geçiştirme davranışı öylesine yaygın ancak… Kendimizle kurduğumuz ilişkide bile bunu görmek mümkün. Uykusuzluk çekenlerde veya kaygı bozukluğu yaşayanlardaki çoğalma, kendimizde görmezden geldiğimiz, sindirmekte zorlandığımız meseleleri muhabere etmiyor mu?

***

Görmezden gelmenin koruyucu bir yanı da var, âşık olduğumuz kişinin kusurlarını görmeme veya sevdiğimiz birinin uygun olmayan davranışını tolere etme gibi… Lakin nihayetinde görmezden gelme, yaygın ve zarar verici bir yöne içten evrildiyse, durup ne olduğunu anlayışlı olmak gerekiyor.

Görmezden gelme, cehaleti erdeme dönüştüren Trump gibi liderler ya da doğaya zarar veren şirketler için, bilgece görülen bir strateji de olabilir, bu sayede seçimleri ya da büyük kârlar almak muhtemel. Fiilen bu stratejiyi, en iyi şekilde George Orwell, ‘1984’ adlı romanında böylece güzel tanımlamıştı: “ Suçdurdurum, her türlü tehlikeli düşüncenin eşiğinde az daha içgüdüsel olarak ansızın durabilme becerisi anlamına kazanç. Kıyaslamaları kavramama, mantık hatalarını algılamama, İngsos’a ters düşüyorsa en kolay görüşleri bile yanlış anlama ve sapkınlığa varabilecek her türlü düşünceden sıkılma ya da dehşet etme gücünü içerir. Sözün kısası, suçdurdurum, koruyucu aptallık demektir.” Bu taktik, bugün en enerjik haliyle uygulanıyor. Koruyucu aptallık, korumaktan ziyade her şeye hasar vererek bir değil oluşa götürüyor. Örneğin intihal yapmakla suçlanan bir akademisyen, koruyucu aptallık stratejisiyle korunduğunda, bundan akademik dünya hasar görür, intihale teşvik ederek çürümeye niçin olduğu için, veri üretmenin zahmetine girmek güçleşir.

***

İnsanın kendisini kandırması da, sonuçta bir görmezden gelme, koruyucu aptallık. Bu strateji, mutlu bir izdivaç ve üretken bir çalışma hayatı için işe yarayabilir, zaten bireysel gelişim endüstrisi, insanın kendisine gerçekçi görünen yalanlar söyleyebilme becerisi üstüne kurulu bir bakıma, ama bunun için aralıksız bir tavsiye zorunlu ve sürekli bir ‘yapma’ uğraşısı içinde olma hali… Mesela ABD’de yapılan bir çalışmada, üniversitelerde çalışan profesörlerin yüzde 94’ü, kendilerini meslektaşlarından daha üstün gördüklerini ortaya çıkarmış. Yüzde 25’i de kendilerini en iyi yüzde 1’lik dilimde gördüklerini belirtmiş. Bilimle uğraşan kişilerin kendilerini kandırma motivasyonunun bu denli yüksek oluşu, koruyucu aptallığın yaygın ve dinç temellerini de işaret ediyor.

Eski Yunan felsefesinden bu yanlamasına söylenen en temel şey, birey bilmediğini ne kadar çok bilirse pek bilgilidir şeklindeydi. Bugün bu söz unutulmuş gibi görünüyor.

Yorum yapın